|
Mesleğİne ve Gıda Güvenlİğİne Sahip Çık!
Veteriner Hizmetleri,
Bitki Sağlığı, Gıdave Yem Kanunu Tasarısı Taslağı'nı
okumak için tıklayınız...
VETERİNER
HİZMETLERİ, BİTKİ SAĞLIĞI, GIDA VE YEM KANUNU TASLAĞI
HAKKINDA GIDA, KİMYA VE ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASININ ORTAK
GÖRÜŞÜDÜR.
Gıda güvenliği, halk sağlığı ve koruyucu sağlık
hizmetlerindeki rolü nedeniyle tüm dünyada gelişmişlik
düzeyinin önemli bir göstergesi olarak görülmekte,
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde önemli bir
hedef olarak karşımıza çıkmaktadır.
Gıda güvenliğinin sağlanmasında yeterli hukuki ve teknik alt
yapıya, bu alanda çalışmakta olan personelin sayısı ve
niteliğinin iyileştirilmesine, bununla birlikte süreci iyi
yönetebilecek siyasi ve bürokratik irade ve anlayışa
gereksinim vardır. Bunun gerçekleştirilmesinde, nesnel,
bilimsel ve ülke gerçekleriyle uyumlu, halkımızın ve
ülkemizin çıkarlarını koruyan bir mevzuat temel
gerekliliktir.
Gümrük Birliği anlaşması uyarınca 1995 yılında yürürlüğe
giren 560 sayılı KHK ile başlayan gıda güvenliğini sağlamaya
yönelik çabalar anlaşılmakla birlikte bu konuda yeterli
başarının elde edildiğini söylemek zordur.
5179 sayılı Gıdaların Üretimi Tüketimi ve Denetlenmesine
Dair KHK’ nın Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun yerine,
yaklaşık 3 yıl önce 4 lü paket adı altında Tarım ve
Köyişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan yasa taslakları,
kısa süre sonra tek bir taslak haline getirilerek,
‘’Veteriner Hizmetleri, Gıda ve Yem Kanunu Taslağı’’ adıyla,
kamuoyu görüşüne sunulmuştur.
Odalarımızca; söz konusu taslak metne ilişkin görüşler
ilgili Bakanlığa gönderilmiş ve kamuoyuyla da
paylaşılmıştır. Ancak görüş almak amacıyla kamuoyuyla
paylaşılan taslak metin daha sonra bitki sağlığı bölümü de
ilave edilerek değiştirilmiştir. ‘’Veteriner Hizmetleri,
Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu taslağı’’ adıyla
hazırlanmış olan yeni taslak, görüşe sunulmamış olup, daha
önceki metne ilişkin Odalarımızca Bakanlığa gönderilen
görüş, öneri ve eleştirilerin de dikkate alınmadığı
anlaşılmıştır.
Yeni yasa taslağı, ülkemiz kanun yapma tekniğine aykırı
olarak birden fazla birbiri ile ilintili ama bağımsız
çalışma alanını aynı metin içine zoraki olarak sokma
girişiminin ruhsuzluğunu taşımaktadır.
Taslak; hem içeriği, hem hukuk tekniği, hem de AB mevzuatına
uyumu anlamında, birçok yetersizlik içermektedir. Gıda
güvenliğini sağlamaya yönelik çözüm üretmek yerine, gıda
alanı, hayvansal ürünlere indirgenmekte ve taslağın tek bir
mesleğin öne çıkarılması kaygısıyla hazırlandığı izlenimini
vermektedir.
Gıda güvenliği kavramı, bilimsel içeriğinin ötesinde bir
meslek gurubunun bütün gıda alanına hakim olma anlayışına
kurban edilmek istenmektedir. Gıda alanındaki düzenlemeler
veteriner hizmetlerinin altında kaybolmuştur. Oysa veteriner
hizmetleri gıda güvenliğini temin eden unsurların sadece bir
alt grubunu temsil etmektedir.
Sürecin tek bir meslek üzerinden tanımlanması, gıda
güvenliğinin sağlanması amacını daha da güçleştirecek,
halkımız yeni tehditlerle karşı karşıya kalacaktır. Taslağın
bu şekli ile yasalaşması durumunda; gıda güvenliği işlevinin
azalmasına bağlı olarak halk sağlığını olumsuz yönde
etkileyecek sorunlar oluşacaktır.
Taslakta, gıda değeri olmayan ev ve süs hayvanları,
veteriner sağlık ürünleri, hayvansal yan ürünler yer
alırken, gıda ile temas eden madde ve malzemeler, yeni
gıdalar, fonksiyonel gıdalar, GDO lu ürünlerin kapsamda yer
bulmaması, önemli bir çelişkidir.
Halk sağlığı ve koruyucu sağlık hizmetlerinin tam anlamıyla
uygulanması, insan tüketimine sunulan her türlü gıda
maddesinin gıda yasası kapsamında yer alması ile mümkündür.
Taslağın tanımlar kısmında Resmi Veteriner Hekim,
Yetkilendirilmiş Veteriner Hekim gibi bir mesleğe işaret
eden tanımların yapılması, denetim, resmi kontrol vb. tüm
görevlerin Veteriner Hekimler üzerinden gerçekleştirilmesi
anlamına gelmekte, bu durum gıda güvenliği sürecinde görev
alan diğer mesleklerin yok sayıldığı ve Bakanlığın konuya
nesnel yaklaşmadığını göstermektedir.
Resmi Veteriner Hekim tanımıyla kamuda, Yetkilendirilmiş
Veteriner Hekim tanımıyla ise özel sektörde veteriner
hekimlere alan genişletme ve istihdam yaratma çabalarının
yasa aracılığıyla zorlandığı açıkça görülmektedir.
Hayvan sağlığı, hayvan refahı ve zootekni, veteriner sağlık
ürünleri, veteriner tıbbi ürünler gibi bölümlerinde sadece
Veteriner Hekime işaret eden vurgulamalar varken, hem
yukarıdaki çalışma alanlarında hem de bitki sağlığı, gıda ve
yem bölümlerinde, eşdeğer yetkiye sahip mühendislerin yer
almaması, özellikle gıda bölümünde mühendislerin adının bile
geçmemesi düşündürücüdür.
Taslak, veteriner hekim ile yardımcı sağlık personeli
arasında doğal bir görev ayrımı tanımlaması yaparken, aynı
yaklaşımı mühendis ve yardımcı personel için göstermeyerek,
mühendislik meslek disiplinlerini görmezden gelme anlayışını
sürdürmektedir.
Veteriner sağlık ürünlerinin toptan satışının eczacı ve
veteriner hekim sorumluluğunda yapılabileceği ifade
edilirken, bitki koruma ürünlerinin neredeyse herkes
tarafından satılmasına izin verilerek, bu alanda da
mühendislik meslek disiplinleri görmezden gelinmektedir.
Taslak, veteriner tıbbi ürünleri için reçete yazma ve bunu
uygulama yetkisini yalnızca veteriner hekimlere tanırken,
bitki koruma ürünlerinde reçete yazma yetkisi kamuda çalışan
tekniker – teknisyenlere de verilmekte, zirai mücadele ilaç
bayilerine reçete yazma yetkisi tanımamaktadır.
Taslak, hayvansal üretimle ilgili olarak, genelde konuya
ilişkin eğitim almış mühendislerin, özelde ise zootekni
bölümü mezunu mühendislerin özlük haklarını görmezden
gelerek, bu alanda geçerli mevzuatı tanımayı adeta
reddetmektedir.
AB ülkelerinde üretim koşulları ile şekillenmiş yaygın
tüketim anlayışı gereği hayvansal ürünler % 70 oranında
tüketilmektedir. Oysa, ülkemizin üretim yapısı ve tüketim
anlayışı bunun tam tersi bir seyir izlemektedir. AB uyum
sürecinde, aday olan ülkelerin kendi tüketim profilinin ve
geleneksel ürünlerinin korunması, çeşitli belgelerde ya da
raporlarda yer almaktadır. Ayrıca, AB’nin yayımladığı
mevzuat hükümlerine göre (hayvansal hammaddeler dışındaki)
tüm gıda maddelerinin üretim ve dış ticaretinde resmi
kontrolör adı altında mühendisler imza yetkisine sahiptir.
Dolayısıyla, AB ülkelerinde denetim ve kontrol hizmetlerinin
tek bir meslek tarafından yürütüldüğü doğru değildir.
Yasa taslağının sorumluluklar bölümünde, “piyasaya arz
edilecek gıda ve yemlerden hangilerinin onay alacağı”,
“onaya tabi gıda ve yem işyerlerinin işin nevine göre
konuyla ilgili en az lisans eğitimi almış personel
çalıştırmak zorundadır.” hükümleri yer almaktadır. Veteriner
Ürünleri ile ilgili bölümde veteriner hekimlerin görevi net
biçimde tanımlanırken, gıda ve yem üretim yerlerinin
hangisinin onaya tabi olacağına ilişkin yetki Bakanlığa
bırakılmaktadır.
Söz konusu taslakta sorumlu yöneticilik uygulamasının
tamamen kaldırıldığı görülmektedir. Özellikle kayıt ve
denetim dışı ile merdiven altı gıda maddesi üretiminin yoğun
olduğu Türkiye’de, hem işyerlerinin özdenetimi, hem de
kalitenin yükselmesi açısından büyük yararlar sağlayan
sorumlu yöneticilik uygulamasının kaldırılması, tüketici
sağlığına yönelik önemli sorunlara yol açacaktır. Taslakta
gıda ve yem üreten işyerlerinin onayı ve sorumlu yönetici
çalıştırılması uygulamasına net ifadelerle yer verilmeli,
belirsizlik giderilerek, konu yönetmelik ya da Bakanlık
yetkisine bırakılmamalıdır.
Taslakta, Bakanlığın kontroller ve mücadele hizmetleri ile
ilgili uygun göreceği görevler için kurum ve kuruluşları
görevlendirebileceği hükmüne yer verilmektedir.
Uyumlaştırıldığı belirtilen 882/2004 regülasyonunun, resmi
kontrol yetkisinin (akredite olmuş analiz laboratuvarlarında
yapılacak analiz işlemleri dışında) özel kişi, kurum ve
kuruluşlara aktarılamayacağı hükmü ile çelişmektedir. Bu
durum, gıda güvenliğinin sağlanmasında devletin asli
görevinin ve sorumluluğunun devredilmesi anlamını
taşımaktadır.
Resmi kontroller sosyal devlet anlayışı içinde merkezi
hükümetin yapması gereken görevlerden biridir ve Devlet
olmanın gereğidir. Bu bağlamda, denetim ve kontrol
hizmetlerinin etkin ve yaygın şekilde devlet eliyle yerine
getirilmesi gerekmektedir. Yapılacak denetim ve kontrol
görevlerinin ücretlendirilmesi, birilerinin çıkar sağlama
eğiliminin dışa vurumudur. Sorumlu yöneticilik
uygulamasının, sektöre yük olduğunu ve kaldırılması
gerektiğini savunan anlayışın, hizmetlerin özelleştirilmesi
durumunda işletmelerin çok daha büyük bir mali yükle karşı
karşıya kalacağını görmezlikten gelmesi anlamlıdır.
Risk analizi kapsamında yer alan Risk Değerlendirmesi, Risk
Yönetimi ve Risk İletişimi gibi görev ve işlevler,
birbirinden ayrı kurumlar tarafından gerçekleştirilmesi
gerekirken, taslağa göre bu görevlerin tümünü Bakanlık
üstlenmektedir. Bu anlayış, Bakanlığın hem savcı hem de
yargıç olma isteğini açığa çıkarmakta, AB uygulamalarına
ters düşmektedir. AB’de risk değerlendirmesi bağımsız
kurumlarca yapılmakta, risk yönetimi sorumlu kamu kurumları
tarafından gerçekleştirilmektedir.
Taslağa göre veteriner sağlık ürünleri, biyolojik ürünler
ile bitki sağlık ürünlerinin üretimi, ihracatı, ithalatı ve
piyasaya arzı konularında onay gerekirken, gıda ve yemde
hangi ürünlerin onaya tabi olacağının Bakanlıkça
belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Veteriner biyolojik
ürünlerin tamamının onayının bir veteriner hekime ya da
veteriner hekim çalıştırana verileceği, veteriner sağlık
ürünlerinde ise kimya mühendisi, kimyager, eczacı ya da
veteriner hekime sorumluluk verileceği kesin hükme
bağlanmışken, insan yaşamının sürdürülmesinin temel ögesi
olan gıda maddelerinin üretildiği iş yerlerinden hangisine
onay verileceği belli değildir. Sadece onaya tabi
işletmelerde “işin nevine göre konu ile ilgili en az lisans
eğitimi almış personel çalıştırmak zorundadır.”
hükmü ciddiyetsiz ve sorumsuz bir anlayışı
yansıtmaktadır.
Cezalarla ilgili olarak taslakta farklı uygulamalar olduğu
görülmektedir ki, bu hem Kanun yapma tekniğine, hem de
cezaların eşit uygulanmaması anlamında Kanun’un ruhuna uygun
düşmemektedir. Örneğin, onay alınmaması durumunda
uygulanacak cezalarda veteriner ürünleri ve bitki koruma
ürünleri için otuz bin, gıda maddeleri için on bin TL ceza
öngörülmektedir. Bu örnek, gıda güvenliği bağlamında insan
sağlığına verilen önemin ne denli hafife alındığının
göstergelerinden biridir.
Taslak, tarım sektörü ve ziraat mühendisliği / su ürünleri
mühendisliği mesleği ile ilgili düzenlemeler getiren birçok
Yasayı yürürlükten kaldırarak, içeriğindeki yanlış hükümlere
toplumu ve mesleğimizi mahkûm etmektedir.
Taslak, üretim yapımız, ekolojik faktörlerimiz, mikroklima
özelliklerimiz ve genetik zenginliğimiz dikkate alınmadan
ülkemiz gerçeklerinden uzak bir şekilde hazırlanmıştır.
Kanun taslağındaki gıda bölümü halen yürürlükte bulunan 5179
sayılı Gıdaların Üretimi Tüketimi ve Denetlenmesine Dair
KHK’nin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’un teknik ve
içerik olarak oldukça gerisindedir.
Taslağın, ilgili tarafların katılımı ve işin uzmanları ile
birlikte yeniden ele alınarak düzenlenmesi büyük bir önem
taşımaktadır.
Bu kapsamda odalarımızca:
1-
Gıda, Yem Hizmetleri ve Resmi Kontrol,
2-
Veteriner Hizmetleri,
3-
Bitki Sağlığı Hizmetleri,
olmak üzere üç ayrı Kanun olarak düzenlenmesi
önerilmektedir.
|